Çengelköy, Istanbul

AĞLA YAYLASI

Köyceğiz’ deyiz.

    

Daha önce de kaldığımız sahil kenarındayız. Köpeğimiz de burayı seviyor. Hatta arkadaşları bile var. Hemen selamlaşıyorlar. Bir şeyler atıştırmak istiyoruz. Buz gibi bira çekiyor canımız.

    

Hava harika.

Kız kardeşim Dalaman’ da şu anda. Geldiğimizi ona haber veriyorum. Yarın bizi görmeye, yanımıza  gelecek.

Sabah yolda, yavru bir cookerı kucaklamış halde yürüyen bir beyefendi ile tanışıyoruz. Sohbet sırasında bize mutlaka görmemiz gereken bir yerden bahsediyor.

Ağla Yaylası.
Köyceğiz’ den 11 km. uzaklıkta ve 800 metre yüksekte. İlerleyen saatlerde kız kardeşimin de bize katılmasının ardından, ilk önce buraya gitmeye karar veriyoruz.

    

Dağın tepesine vardığımızda Ağla köyü ile karşılaşıyoruz. Meydana park edip, köy muhtarını buluyoruz.
Kahveler ikram ediliyor, sohbet başlıyor.
Köyün adı kaynak sularının fazlalığından geliyormuş. İnanılmaz temiz bir havası var. Köyün insanlarının yaş ortalaması çok yüksek. Muhtar övünçle burada kimsenin kolay kolay hasta olmadığını anlatıyor.
Buralarda satılık tarla fiyatlarını soruyoruz.

Bize” Özgü Namal ile komşu olmak isteyip istemediğimizi” soruyor.
Biz de ” kime komşu olduğumuzun bir önemi yok” diyoruz ama !…
Muhtar da karavana biniyor ve bize göstermek istediği yeri görmek üzere, köyün tepelerine doğru yola koyuluyoruz.

    

Gösterdiği yer, 3.5 dönüm bir arazi. 145.000 .- isteniyormuş. İnanılmaz uçuk bir rakam.

Böylelikle, kime komşu olduğumuzun ne kadar önemli olduğunu anlamış oluyoruz.

Daha önceden fiyatların çok düşük olduğunu, fakat bu bölgeye artistlerin yerleşmesinden sonra rakamların arttığını anlatıyor muhtar. Ünlülerle özellikle bir arada olmak gibi bir gayretimizin olmadığını, hatta mümkünse etrafta ne kadar az insan olursa o kadar iyi olacağını belirtip, muhtara teşekkür edip ayrılıyoruz.

Yol hakikaten çok güzel. Karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir kaplumbağa ile resmini çekiyorum sevgilimin. Bu kez Dalaman’ın Şerefler köyüne gidiyoruz.

    

Köyde bu işlerle uğraşan biri, bizi dağın tepesinde bir araziye götürüyor. Gerçekten dağ başı denilecek bir yer burası. Ölseniz kimsenin haberi olmaz. Eminim kışın ayılar vardır etrafta.

  

 Arazinin kenarında bir yangın havuzu var. Emlakçı, istersek burada yüzebileceğimizi söylüyor!

Daha sonra da silah kullanmak isteyip istemediğimizi soruyor, gayet doğal bir şekilde, bagajında silahlar varmış avlanmak için.

Yerin çok ıssız olduğundan bahsettiğimiz de ise ” Canınız sıkıldığında yangın ihbarında bulunursunuz, hemen bir helikopter gelir” diyor. Şaka gibi her şey.

Köyceğiz’e geri dönüyoruz.
Bir pazar kurulu bugün Köyceğiz’ de.

    
Pazarı dolaşmanın ardından sahilde bir kafede oturuyoruz.
    
Köpeğimiz Bishop’u tıraş ettirmemiz gerekiyor. Tüyleri kesilince bambaşka bir köpek oldu.
Ama karavanda yaşarken ne yazık ki o güzel tüyleri yüzünden problem çıkıyor.
    
Kardeşime ve sevgilisine veda ediyoruz, Dalaman’ dan ayrılırken.
Bu gece yine Köyceğiz’ de kalacağız. Sabah kahvelerimizi içtikten sonra toparlanıyoruz.
Yolcu yolunda gerek.

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.