Çengelköy, Istanbul

DURUSU-TERKOS GÖLÜ

Merhabalar,

Benim adım Bishop.

Katalan çoban köpeğiyim. 5 yıldır bu blogun yazarı da olan aile ile birlikte yaşıyorum. Beni bir barınaktan aldılar. Eski travmalarımı onların sayesinde atlattım. Kendi çocukları evli olduğundan  dolayı bütün ilgileri benim üzerimde. Aslında bu ifade biraz yanlış oldu, ben bu ilgiyi Wormy diye seslendikleri, huysuz bir kedi ile paylaşmak zorundayım.

  

Gördüğünüz gibi normalde upuzun, bembeyaz tüylerim var. Ama çok fazla bu halde kalamıyorum.

Annem, karavanda tüylerimin çok fazla döküldüğünü iddia ediyor. Ne zaman yola çıkmaya karar verseler, evde bir toplanma faaliyeti başlasa, babam beni yakaladığı gibi kuaföre götürüyor.

İşte yine o günlerden birindeyiz.

Canım tüylerim gitti bile.

Kuaförde her seferinde değişik bir model deniyorlar. Bu sefer kulaklarımdaki ve kuyruğumdaki tüyleri bıraktılar. Neyse buna da şükür.

Dediğim gibi yine yola çıkıyoruz anlaşılan. Wormy bizimle gelmiyor. Ona Can abim ve Pınar ablam bakıyor. Şanslı kedi. Ben de evde kalmak istiyorum ama, beni dinleyen yok ne yazık ki.

İşte yoldayız.

    

Aralarındaki konuşmalardan anladığıma göre, 3. hava limanı inşaatının yakınından geçiyoruz.

Birden huysuzlandım. Camdan bakınca, yanılmadığımı anladım. Yine o sevmediğim rüzgar güllerinin yanından geçiyoruz. Ben hoşlanmıyorum ama, annem bayılıyor bunlara. Nesini beğeniyor anlamıyorum doğrusu.

  

Neyse ki bu seferki yolculuk kısa sürüyor. Garip yollardan sarsıla sarsıla geçip, bir yerde duruyoruz. Durusu adında bir yer. İstanbul’ un içme suyu da buradan karşılanıyormuş.

       

Buradan hoşlanmadım. Çok rüzgar esiyor, hava soğuk ve tepede durduğumuz için sulara dalıp koşturamıyorum.

Anne ve babam ise, hemen yerleşip, keyif çatmaya başlıyor.

Anlaşılan bu gece buradayız.

Sabah tüm huysuzluğum ile uyanıyorum. “Artık yeter, etrafta oynayacak hiç bir şey yok”. İçeri girmek istiyorum.

    

Bu tavrımı biraz daha sürdürünce, başarılı olduğumu anlıyorum.

Annem toparlanmaya başladı.

Yaşaşın eve dönüyoruz. Hemen yatağımın olduğu bölüme geçip, benim yolculuk için hazır olduğumu belirtiyorum.

Yolda babam, anneme duran bir leylek gösteriyor. Bu, çok fazla seyahat etmeyeceğimiz anlamına mı geliyor?

Nihayet evdeyiz.

Aslında gezmeyi seviyorum ama, hava soğuk olunca hiç zevkli olmuyor. Bir daha, kışın karavana binmeyeceğim. Bir kere de Wormy’ i götürsünler bakalım.

Hemen koltuğa kurulup, bir yandan uyuklarken, bir yandan da, Wormy’ e son havadisleri anlatmaya koyuluyorum.

          

“Home home sweet home”

Yorumlar (2)

Gönül’cüm tebrik ederim, güzel kurgulanmış bir yol hikayesi olmuş.

Pardon Dilek Balkan ben, yazmayı unutmuşum.

Yorum Yaz