KÖFTECİ HASAN/ KUŞADASI

Bodrum tatili dönüşü, Kuşadası’ndan geçtik.
Beton yığını olmaya başladığından beri, değil gitmek, içinden bile geçmek istemiyordum Kuşadası’nın.
Oysa, 25-30 sene öncesinin Kuştur, Ömer Tatil Köyü, Kısmet Otelini  keyifle hatırlıyorum.

Şu anda ki durumu ne yazık ki içler acısı.Girişten itibaren yüksek beton binalar karşılıyor sizi.

Neden biz şirin tatil kasabaları oluşturamıyoruz acaba?
Her tarafı beton yığını haline çeviriyoruz. Bütün sahillere 5 yıldızlı kocaman oteller dikiyoruz?
Yeterli arıtma olmadığı için denizlerimiz pisleniyor.
Gerçi sahilden denize girmek bile hayal oldu artık. Bütün sahiller otel dolu, onlardan arta kalan yerleri de yazlık siteler işgal etmiş durumda.
Yıllar önce ilk defa Cannes’a gittiğimde yerleşim düzenine hayran kalmıştım. Nedense kimsenin aklına sahillere otel dikmek gelmemişti. Tüm sahiller herkese açık plajlar şeklinde düzenlenmişti.
Biz ise, girdiğimiz her yeri bozmakta inanılmazız. İşin kötüsü, ne köy ne de şehir haline geliyor buralar. İnanılmaz kötü, çirkin, deyim yerindeyse iki arada bir derede kasabalar oluşturuyoruz.
Neyse şikayet etmenin sonu yok, biz buyuz işte.

Sahildeki bir ilkokulun bahçesinde bulunan otoparka bıraktık arabamızı.
Yemek yenecek bir yer aramak için sokaklarda yürümeye başladık.

                                         

Tüm Kuşadası bir yıllık kazancını 3 ayda çıkarmaya yemin etmiş gibiydi. Yanlış anlaşılmasın, diğer yerlerinde bir farkı yok. Kötü yemekler, hak edilmemiş ücretler.

Sonunda diğerlerinin arasında bir yer bulduk. Bu yazının nedeni de orası.
Eğer yolunuz Kuşadası’ na düşerse mutlaka yemeğinizi orada  yiyin.

                   
İnanılmaz güler yüzlü bir ekibi ve harika yemekleri var.

          

 

 

Daha biz bir şey söylemeden, köpeğimize bile bir kapta su getirdiler.

Yediğim en lezzetli yemeklerden biriydi.Üstelik tüm bu yukarıda gördüğünüz yemeklere sadece 30.- ödedik.
Hesabı ödeyip kalkmak istediğimizde bırakmadılar. Yeni çay demlediklerini, bize ikram etmeden yollamak istemediklerini söylediler.

Çayları beklerken yan masada oturan bir baba oğulla sohbet ettik.
İnsanlar çift yaratılırmış derler.
Ne diyorsunuz?

“HOW I MET YOUR MOTHER” adlı dizideki  Marshall Eriksen 
benzemiyor mu? 

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gönül Gökalp

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Başka Yazı Yok

Kayıt Ol

VEYA

Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Giriş Yap

VEYA

Henüz üyeliğiniz yok mu? Kayıt Ol

close

Bültene Kayıt Ol

About Us

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry’s standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book.

It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged.