Çengelköy, Istanbul

KIYIKIŞLACIK – IASOS

Akşamüzeri Bodrum’ dan ayrıldık.

Fakat bu saatten sonra çok ileri gitmek istemiyoruz. Yakınlarda neresi var diye internetten bakıyorum.

Kuyucak hoş gözüküyor.
Ama gidince hiç de öyle olmadığını görüyoruz.
Bütün kıyı kapatılmış. Doktorlar ve Adabükü siteleri sahile ulaşmayı tamamen imkansız hale getirmiş.

Geri dönüyoruz.

Yol boyunca pamuk tarlaları arasından geçiyoruz.

Yol kenarında Kıyıkışlacık – İasos levhasını görüp sapıyoruz.

    

    

Hoş bir yere benziyor. Karavanı su kenarında bir yere park edip, etrafı dolaşmaya çıkıyoruz.

Yürüdükçe kıyıların inanılmaz pis olduğunu görüyoruz. Arka tarafta 200 haneden oluşan bir yazlık site varmış. Köyde bile o kadar ev yok.

İşte ekşi sözlükten Kıyıkışlacık için yazılanlardan biri.


taa Milas tan 30 km. boyunca, köyün imamıyla bok, tezek ve bayat balık kokan dolmuşta yan yana ulaştığım, iki temel geçim kaynağı balıkçılık ve zeytincilik olan köy.

kıyıkışlacık, köyün çevresinde kurulan kooperatif evlerinde oturanları hiç sevmeyen bir köylüye sahiptir. hatta bence bu köylü sosyetikleşmiş ve gözünü para hırsı bürümüştür. ”köyden olmayanları nasıl kazıklasak da napsak?” düşüncesi içinde birçok köylü vardır. tüm bunların yanında melek gibi insanları da vardır. özellikle köyün ve çevresinin neredeyse tamamına sahip olan yiğitkaya ailesi bu çevrenin en önemli ve köklü ailelerindendir.

”Ceyar’ın Yeri” denilen restaurantta balıklar güzeldir fakat balıklar ne kadar güzelse Ceyar da o kadar kazıkçıdır. kalmak için ufak tefek ama köyün tepelik kısımlarında bulunan pansiyonlar bulunabilir. bu pansiyonlardan birinin tabelasında swimming pool ibaresi görüp de hemen sevinerek oraya doğru koşmayın. zira swimming pool daki su seviyesi insan dizlerini biraz geçiyor. yok illa ben kıyıkışlacıkta tatilimi geçireceğim, hem de havuza gireceğim diyorsanız, gelin misafirim olun.

son bir tüyo: alışveriş ve benzeri ihtiyaçlar için Milasa gitmeniz gerekiyorsa, ne yapın edin, ama dolmuşa binmeyin.
bisiklet iyi bir tercih olabilir. ha tabii arabanın yeri ayrıdır, o ayrı konu.”

    

İasos Antik kenti için bilgi isteyenler buyursun

” İasos, Milas’a bağlı Kıyıkışlacık Köyü içerisindeki bir yarımada üzerinde bulunuyor. Antik kente ait önemli yapılar bu yarımada üzerinde yer almaktadır. Büyük sur, su kemerleri, mezarlar ile Balık Pazarı olarak adlandırılan yapı ise sur dışında yer almaktadır. İasos’da yapılan kazılarda kentteki en eski yerleşimin M.Ö. 3. bin sonuna kadar uzandığı tespit edilmiştir. İasos antik kentinde 1960 yılından bu yana İtalyan Arkeoloji Heyeti’nce düzenli kazılar yapılmakta. Bu kazı çalışmaları sonucunda birçok eser ortaya çıkarılmış. Bunları bir bölümünün sergilendiği Balık Pazarı Müzesini de muhakkak gezmelisiniz.

Liman ağzında yer alan mendirek kulesi bir Orta Çağ yapısıdır. Bunun karşısındaki diğer kule yıkılmış. Bir zamanlar iki fener arasındaki 52 metrelik giriş aralığına zincir gerilir ve deniz trafiği kontrol edilirmiş Kıyıdan yürüyüp mendireğin hâlâ su üzerinde bulunan taşlarına basarak fenere ulaşıla biliniyor.
Köyün merkezinde yer alan liman, eşine az rastlanır türde bir doğal liman-koy; bir yanda üzeri zeytinliklerle kaplı yarımada, diğer yanda İasos antik kentinin bulunduğu küçük yarımada. İasos’un burada kurulmasının en önemli nedeni, belki de böylesine korunaklı bir doğal limana sahip olması.”
Yemek için bir yer ararken küçücük bir yer dikkatimizi çekti.
Burada görmeyi beklemediğim bir dekora sahipti. Her şeyden önce duvardaki bir rafta kitaplar vardı.

Biraz sonra burayı işleten Harun ve Tuğçe ile tanıştık.
Harun yardımcı yönetmen, Tuğçe ise sinema-TV mezunu imiş. Bir kaç yıl önce buraya yerleşmişler.
Konuşmalar sırasında yazları hareketli olduğunu ama, kışın yapacak hiç bir şey olmadığını öğreniyoruz. Allahtan birbirlerine yetecek bir çift olduklarını düşünüyorum.

Sosis- patates ikilisinin eşliğinde biralarımızı içiyoruz. Gece sakin başlıyor ama, sonra işler değişiyor.

Cıstak cıstak sesleri içinde bangır bangır bağıran bir araba türüyor. Belki 1 saat boyunca sahil şeridinde ileri geri gidip geliyor.

Sabah erkenden kaçıyoruz.

Bence burada hiç bir şey yok. Doğal hali çok güzel olan bu sahilin nasıl bu kadar çirkin hale getirilebildiğine şaşıyorum.

Söke Novada Outlet’te yemek yedik.
   
Çok ilginç. Otopark alanında ” Aile Otoparkı” olarak ayrılmış bir bölüm var.
İzmir’deyiz. Karavanımızın elektrik sisteminde bir şeyler yanlış gözüküyor. Baktırmamız gerekiyor.

Dolphin Karavan’a uğruyoruz. Ama sorun ne yazık ki hemen halledilecek gibi gözükmüyor. Arabanın burada kalması gerekiyor. Allahtan sevgilimin kız kardeşi İzmir’ de yaşıyor.

    
Karavanın tüm eşyasını koliler yaparak, Onların iş yerlerinin deposuna boşaltıyoruz. Ertesi sabah karavanı götürüp, elden geçirmek üzere bıraktık. Aklımız karavanımızda kalarak uçağa atlayıp İstanbul’a dönüyoruz.

İlgili Yazılar

Yorum Yaz