NEDEN BİRBİRİMİZİ DİNLEMİYORUZ ?

Hiç düşündünüz mü, neden birbirimizi dinlemiyoruz? Sadece dinlemek de değil, yazılanları da okumuyoruz. Sadece bir yazının başlığına bakarak içeriği hakkında fikir yürütüyoruz. Hatta bu konuda polemikler yaratıp, tartışıyoruz.

Geçen gün, Antalya’da yaptırılan turizm amaçlı “Ters Ev” hakkında bir yazı yazmıştım. Gelen yorumlar arasında
“Konsept mi böyle yoksa hortumdan sonra mı? ” diye bir yorum ile karşılaştım. Ne yazık ki yazdığım yazıyı okumamıştı, takipçim.

Neden dinleyemiyoruz? Neden yazılan bir yazıyı okumuyoruz? Sabrımız mı yok, acelemiz mi var? Bencil miyiz ki, başkalarının da anlatmaya ihtiyacı olabileceğini ıskalıyoruz. Yoksa anlatacak şeyimiz mi çok, bir türlü bitmiyor. Belkide dinliyoruz ama duymuyoruz ya da karşımızda birisi olduğunu unutuyoruz. Hangisi

Neden dinlemediğimiz” konusunda yazılan makalelere baktığımızda “dinleme nedenleri” olarak aşağıdaki başlıkların öne çıktığını görüyoruz.

–  Sabırsızlık

 – Hemen sonuca gitme isteği

– Araya girme

– Dinlenilen konuyla ilgili akılda bir şeylerin olması

– Soru sormayı bilmeme/Soru sormaktan kaçınmak/utanmak

– Algıda seçicilik

– Karşıdaki kişiyle olan ilişkinin kalitesi

– Ağır iş yükü veya veri yükü

Yayınlananları okuma konusunda da durum çok farklı değil doğrusu.
Bu durumda zaman zaman facebook da herkesin yayınladığı, bakalım bu yazıyı sonuna kadar okuyacak mısınız tarzındaki paylaşımları, herkes birbirine hiç okumadan kopyalayıp yapıştırarak yolluyor.

Bakalım hiç resim olmayan bu yazıyı kaç kişi okuyacak?

Yazar

Gönül Gökalp

İlgili Yazılar

8 yorum

Pınar Önder  -  29 Ocak 2019 / 04:51

İnsanlar, kendi sorularına buldukları cevaplarla yaşamlarını şekillendirdiklerinden olsa gerek, -yazının içinde verilen nedenlerin sadece bilinçaltlarındaki bir bahane olması gerçeğinden kaçarak- çoğu konuda her zaman karşılarındakinden çok daha fazlasını düşünebilen ve bilen bireyler olduklarını hissetmelerinden kaynaklanır..Bu da bir alışkanlık haline dönüşür. ( aslında cevap bu kadar nettir fakat kültürel olarak değişikliklere uğrar) ‘Zihindeki veri yükü yoğunluğunu’ tüm nedenlerin dışında tutmak istiyorum çünkü dinlememe saygısızlığından ziyade, zaman zaman her insanda olan, zihni yoran bir eylemsizliktir. O sırada ne söylenirse söylensin duyulmaz 🙂 Böyle zamanlarda çok daha anlayış gösterilmelidir diye düşünüyorum. Sevgiler..

Cevapla

Haklısın hayatım

Cevapla
Anonim  -  29 Ocak 2019 / 11:39

Ne güzel tespitlerde bulunmuşsun Gönül’cüm. Dinlemek yerine boş konuşmak çağımız insanına daha çok uyuyor gibi.

Cevapla

Ne yazık ki öyle

Cevapla
Ece tokmakoglu  -  30 Ocak 2019 / 09:01

Gönülcüm çok haklisin… kimse dinlemiyor.. kimse karşısındaki kisinin fikrini anlamaya çalışmıyor bile.. empati diye bir şey yok. Ama değişecek inanıyorum ben. Zaten herkez birbirini anladığı gün huzur ve refah içinde yaşayacağız .sevgiler

Cevapla
Birisi  -  30 Ocak 2019 / 13:36

Aslında biraz da korkuyoruz.. Değişimden korkuyoruz. Bunu itiraf etmek ve kabullenmekse herkesin harcı değil. Zaten ne demek istediğimi gerçekten anlayabilmek için de en azından itirafçı olmak gerek.
Fikirlerimizin, yaşam tarzımızın, standartlarımızın, alışkanlıklarımızın hatta değer yargılarımızın ve özellikle de duygularımızın ve inançlarımızın değişmesinden ölesiye korkuyoruz.
Dinlersek, ikna olma riski(!) var. Gerçeği görme, yanıldığımızı farketme riski..

Cevapla
Anonim  -  30 Ocak 2019 / 13:38

Bu arada karavanlı gezilerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz, sevgiler 😉

Cevapla
Halil Korkmaz  -  15 Şubat 2019 / 13:23

“Okuma alışkanlığının olmaması, araştırmayı, incelemeyi, düşünmeyi, dinlemeyi, başkalarına tahammül etmeyi de engelliyor veya azaltıyor” diye düşünüyorum.

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başka Yazı Yok

Giriş Yap

VEYA
close

Bültene Kayıt Ol

About Us

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry’s standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book.

It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged.