İZMİR – ILICA / DALYAN / ÇEŞME

İzmir’ in çevresini keşfetmeye devam ediyoruz.

Alaçatı’ dan sonra Ilıca’ya geldik.
Sevgilim küçükken buraya geldiklerini, denizin içinde bir sıcak su kaynağı olduğunu, orada yüzdüklerini anlatıyor.
Hava yağmurlu olmasına rağmen, karavanımızı bir otoparka park edip, sıcak suda yüzmeye karar veriyoruz.
Hemen  mayolarımızı giyiyoruz, hava serin olduğu için mayolarımızın üzerine montlarımızı da giyip, buz gibi suyun içindeki sıcak su kaynayan alanı keşfetmeye gidiyoruz.Gerçekten olağanüstü güzel.

Belediye bu sıcak su kaynayan alanı mendirek gibi çevirmiş. Yüzerek dışarı çıktığınızda su buz gibi, çevrili bölgenin içine girdiğinizde ise su sıcacık.
Bir taraftan da yağmur yağıyor.
Suyun sığ olan bölgesine uzanıp, yağmur altında, sıcak suyun içinde sigaralarımızı içiyoruz.
Burada kalmamaya karar verdik. Duş alıp tekrar yola çıkıyoruz.

Yolda pazara uğruyoruz. Peynir ve sebze alıyoruz.

                                                                             
Dalyan’a geldik. Deniz kenarına park ettik. Peynir, Alaçatı’ dan aldığımız midye,zeytinyağlı fasulye ve kavun akşam yemeğimizi oluşturuyor. Tabii ki yanında rakı da var.
Sabah inanılmaz bir fırtınaya uyanıyoruz. Karavanın kapısını bile zor açıyoruz.
Astığımız çamaşırları uçmadan yakalama fırsatı buluyoruz.
                                                  
Kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz. Çeşmenin içine iniyoruz.
                              
Sokaklarda dolaştık. Hava o kadar olmasa bile hala kapalı ve serin.
İzmir’e dönmeye karar veriyoruz.
E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gönül Gökalp

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başka Yazı Yok

Kayıt Ol

VEYA

Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Giriş Yap

VEYA

Henüz üyeliğiniz yok mu? Kayıt Ol

close

Bültene Kayıt Ol

About Us

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry’s standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book.

It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged.