Çengelköy, Istanbul

ÇANDIR-MEHMET VAROL KÜLTÜR EVİ

Çandır’da iskelede kalıyoruz bir kaç gündür. Hiç bir yere gitmek, buradan ayrılmak istemiyorum. Karavanın arkasından motosikleti indirdik. Bugün bütün gezimizi motosiklet ile yapacağız. Daha doğrusu çevremizi tanıma gezisi olacak bu.

                                 

Çandır, 50 metre genişliğindeki Dalyan kanalının, Köyceğiz tarafında yer alıyor. Köyceğiz’e 45 km. mesafede, 320 nüfuslu bir yer. Bu köyde eczane, fırın, kasap, hatta bakkal bile yok. Evet yanlış okumadınız, bir bakkal bile yok. Ben hayatımda ilk defa bakkalı olmayan bir köy görüyorum. Köy halkı her türlü ihtiyacını, sandala binerek, karşı kıyıdaki Ortaca’nın Dalyan mahallesinden sağlıyor.  İtfaiye ve ambulans bile Çandır’a, Köyceğiz’den ancak 1 saatte ulaşabiliyor. Bu yüzden Çandırlılar bir yaya köprüsü yapılmasını talep ediyorlar.

         

Kaunos hemen Çandır’ın dibinde.

“KAUNOS, KÖYCEĞİZ GÖLÜ’NÜ AKDENİZ’E BAĞLAYAN DALYAN ÇAYININ (CALBİS) SAĞ KIYISINDA, DALYAN KASABASININ HEMEN KARŞISINDAKİ ÇANDIR KÖYÜ’NÜN SINIRLARI İÇİNDEDİR. DÖNEMİNDE BİR LİMAN KENTİ OLAN ŞEHİR, DALYAN DELTASININ OLUŞMASI NEDENİYLE BUGÜN DENİZ KIYISINDAN UZAKLAŞMIŞTIR.”

      

Kaunos antik kentinin hemen ilerisinde feribot iskelesi var. Bu iskeleden Kaunos’a traktör seferleri yapılıyor.

      
Çandır’ da köylüler ile tek tek anlaşma yapılmış. Bu köyde tamamen organik tarım yapılıyor.

Sandal iskelesinden Çandır’a dönerken, Alice’in daha önce bahsettiği Mehmet Varol Kültür Evi ile karşılaştık.

“79 yaşındaki Mehmet Varol, evinin bahçesine kurduğu çadırda eski dönemlere ait ve Yörükler ile özdeşleşen eşyaları sergileyerek geçmişi geleceğe taşıdı. 10 yılda topladığı, yaklaşık 500 yıla dayanan tarihe sahip Yörük eşyalarını 4 yıldır sergileyen Varol, 2 bine yakın eşyanın yer aldığı serginin ücretsiz gezildiğini söyledi.”

“Yörüklerin 1300 yılında Çandır’a geldiğini söyleyen Mehmet Varol, çadırlarda doğan atalarının, günlük yaşantılarında kullandıkları eşyaları sergileyerek, bir kültürün tanıtılmasına yardımcı olmak için, 10 yıl önce Yörük köylerini gezerek, onların kullandığı eşyaları toplamaya başladı. Çiftçilikten elde ettiği geliriyle bazı eşyaları satın alan Varol, bazılarının ise ailesinden kaldığını dile getirdi. Evinin bahçesinde çadır kurarak Yörük Kültür Evi açtığını vurgulayan Varol, “2 binin üzerinde Yörük, Osmanlı ve Karamanoğulları’na kadar uzanan tarihi eserleri sergiye sundum. Tarihi 500 yıla kadar varan eşyalar arasında deve hamuru yapılan tahtalar, giysiler, gelinlikler, kıldan yapılma çadır, kilim ve halıları ile ağırlık kullanılmadan üzerindeki çentiklere göre alışveriş yapılan teraziler, gelin taçları, süs eşyaları, ahşap ve bakır eşyalar, ateş çubukları, ibrikler, idare ve gaz lambaları, ahşap aynalık, yazma, yemeni, yelek, çocuk beşikleri, yün eğirmekte kullanılan teşe gibi birçok eşyanın bulunduğu sergiyi gezenlerden para talep etmiyorum. Yörük torunu olduğum için tarihi Kaunos harabelerinin de olduğu bir yerde tanıtmak amacıyla ücretsiz olarak bu kültür evini açtım. Hiçbir ticari amacım yok” dedi.

         

Mehmet Varol ve karısı Hatice hanım harika insanlar. 79 ve 74 yaşındaki bu insanlar ile sohbet etmek çok hoştu. Son derece aydın ve kültürlüler. Hatice Hanım Mustafa Kemal kitabını okumayı yeni bitirmiş, Nutuk’u okumaya başlamış. Mehmet Bey akşamları 20.00 den sonraki saatlerini okuma ve yazmaya ayırırmış.

      

Hatice hanım sevgilimden, televizyonunda ulusal kanalı ayarlamasını rica ediyor. Tv kumandasında Halk tv  1.sırada. Tam bir Atatürk kadını.

Elleri ile açtığı otlu gözlemeler de nefis. Onlar börek diyorlarmış. Yaptığı katmerlerin yanında ikram ettiği balda çok lezzetliydi.

      

Eski evlerine sığmadıkları için buraya taşınmışlar, yeni yeni yerleşiyorlarmış.

      

Bahçelerinde yetişen kudret narı ve endemik bir bitki olan sığla ağacından bahsedip, nerelerde kullanıldığını anlatıyorlar.

      

“Anadolu Sığla Ağacının, sıkı yasal korumaya rağmen, 1950’ler den itibaren zaten dar olan yaşam alanı 6500 hektardan 1300 hektara inmiştir. Bu alanlar da yüksek oranda parçalanmış ve yok olma tehdidi ile karşı karşıyadır. Var olan bütün koruma statülerine ve tedbirlerine rağmen Sığla ormanları korunamamıştır. “

Sohbet o kadar güzeldi ki, bir türlü kalkamadık. Saatler akıp gitti, hava karardı, keyifli bir günde böyle yaşandı……….

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.