Çengelköy, Istanbul

MAGOSA

Sabah otelden erken çıkıp bir taksiye atladık. Girne merkeze indik.

Magosa’ ya gideceğiz. Girne Magosa arası 79 km. Dolmuşla bir saatten fazla sürüyor. Dönüş için de garanti olsun diye yer ayırtıyorsunuz. Toplam 40.- ödüyoruz. Dönüşümüz de garanti altına alınmış oluyor böylece.

Yol harikaydı. Minibüs müzikleri ise felaketti.

    

  

Dolmuştan inip, biraz yürüyünce bir meydan ile karşılaşıyorsunuz. Meydanda en dikkat çekici olan ise, adada yaşananları simgeleyen heykeller.
Gerçekten çok etkileyici.

    

Arkanızda ise eski şehir yer alıyor. Dünyanın eskiyi muhafaza etmiş tüm şehirleri gibi kale ile çevrili.

  

Kalenin tepesine çıkıp baktığınız zaman tüm Magosa’yı görebiliyorsunuz.

  

Merkezde turistlere yönelik dükkanlar yer alıyor. Sokakları gezmeye başlıyoruz.

  

Lala Mustafa Camisi

    

  

Gazimağusa’da Lala Mustafa Paşa Camisi yanında yaklaşık 800 yaşında olduğu söylenen ancak pek meyve vermeyen tarihi cümbez ağacını bilmeyen yok… Birçok siyasinin de zaman zaman Mağusa ile siyasi tartışmalarda “altındaki sohbetleri” konu ettiği cümbez, Limasolluların çok değer verdiği bir ağaç.
Bir çeşit tropikal incir olarak Kabul edilen cümbez, belirli bir olgunluğa eriştikten sonra, bıçakla alt tarafından yarılıyor. Henüz ağaç üzerindeyken yapılan bu işlem sonucu olgunlaşan meyve yenilebiliyor.
Yemek için mola veriyoruz.
Burada çalışanlar ile yaptığımız sohbetlerde ilginç şeyler öğreniyoruz.

Kıbrıslı kızlar, erkeklerin sadakatsizliğinden çok şikayetçi. Hemen suçu Kıbrıs Rum tarafına atıyorlar. Erkeklerinin sık sık Rum kesimine geçtiğinden, Rum kızlarının peşinden koştuğundan, ayrıca Rum tarafında bir çıplaklar kampı da olduğundan bahsediyorlar.
Çok keyifli bir sohbet eşliğinde yenen yemeğe 50.- ödeyerek, tekrar sokaklara dönüyoruz.

    
    
    
    
  
Yasak Şehir tarafına doğru yürümeye devam ediyoruz.
    
Yüksek binaların arkası yasak şehir.
Askeri Lojman, yeri olağanüstü
   Komik değil mi?
Yasak şehri gezmemiz mümkün olmadığından, sokaklara geri dönüyoruz. Oynayan filmlere bakar mısınız lütfen, ne kadar eski
    
  
Bu tavan yapısı her yerde var
Namık Kemal müzesi ve Zindanının olduğu yere geliyoruz.
    
Tüm binalar harika.
İnsanlarla yaptığımız konuşmalardan ilginç bir şey öğreniyoruz.

Burada Rumlar tarafından terk edilmiş binalardan biri için devlete başvurup, çok komik bir fiyata, çok uzun süreli 50-100 sene gibi kiralayabiliyormuş sunuz.

Hatta bazıları buna bile gerek duymadan rahatça terk edilen binalara yerleşiyormuş.

    
    
Vakit oldukça ilerledi. Dolmuşumuzun kalkış saati geldi neredeyse.

Kıbrıs da ilginç olan bir diğer şey ise, burada sevgililer Gününün 13 Şubat tarihinde kutlanması.

Bence bu tamamen, Türkiye’ den buraya gelen sanatçılar ile ilgili. İstanbuldaki sahneye çıkma tarihlerini kaçırmamak için, Kıbrıs’a 13 Şubat’ ta geliyorlar.

Dolayısıyla Girne’ ye ve otelimize geri dönüyoruz. Sevgililer Gününü bu yıl iki kere kutlayacağız anlaşılan. Akşamı geçirmek için yeni açılan Elexus’u seçiyoruz. Burası yeni açılan, Avrupa’nın en büyük kumarhanelerinden biri.

İhtişamlı ama görgüsüzce şatafatlı.

Sibel Can sahne alıyor. Yollar meşalelerle aydınlatılmış. Kumarhanenin yemekleri de olağanüstü.

Keyifli bir gece sonunda otelimize dönüyoruz…….

 

 

 

 

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.