Çengelköy, Istanbul

ANDHADHUN,KARANLIKTA DİYALOG VE SEVGİLİM

Geçenlerde bir kitap okuyordum. İtalya’ da yaşayan, sanat eğitimi alan 24 yaşındaki genç bir ressam kızın, geçirdiği bir trafik kazası sonucu gözleri kör olur. Hayata yeniden adapte olabilmek , yaşama tutunabilmek için bir körler okuluna kaydolur. Burada geçirdiği günler sonucunda, kendi başına yaşayabilmeyi öğrenir, artık resim yapamasa da heykeltıraşlık gibi yine sanatın farklı bir kolunda adımlar atmaya başlar.

Kitabın konusundan daha çok, tüm hayatı resim yapmak olan genç bir insanın kör olması beni çok etkiledi.

Bu bana yıllar önce yaşadığımız bir olayı hatırlattı. Bir sabah uyandığımızda sevgilim, “bugün hiç gözlerimi açmayacağım, bakalım nasıl bir deneyim yaşayacağız” demişti.

Gerçekten de tüm gün gözlerini hiç açmadı. Düşünsenize, eğer görmüyorsanız yapacağınız şeyler bir anda, nasıl da kısıtlanıyor. Zaman geçirmek için, önüne ahşap bir tepsi koyarak boyamasını istemiştim. Sonuç kötü olmasa da bu iş O’nu sadece bir kaç saat oyalayabilmişti. Daha sonra bir sokak ilerideki markete gitmeye karar verdik. Gözüne güneş gözlükleri takmıştı, gözü kapalı yürüyor gözükmemek için. Karşıdan tanıdık biri gelirse, selam vermesi için ben uyarıyordum. Marketin önüne gelince, ” beni burada bekle, hemen girip çıkacağım” dedim. Birden panikledi, verdiği cevabı duyunca kulaklarıma inanamadım. ” Sakın beni burada bırakma”. Gerçekte görebildiğini unutmuştu bir an.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Türkcell’in “Karanlıkta Diyalog” sergisine gittik.

Dünya üzerinde 130’dan fazla şehirde 8 milyondan fazla insana “dokunmuş” Karanlıkta Diyalog deneyimi İstanbul Social Enterprise tarafından 20 Aralık 2013 yılında Gayrettepe Metro İstasyonunda hayata geçirilmiştir.  Karanlıkta Diyalog deneyiminde ziyaretçiler, tamamen karanlık ortamda, görme duyuları yerine diğer duyularını keşfedip geliştirerek hareket etmeleri konusunda görme engelli rehberlerce eşlik edilip yönlendirilirler. Görme engelli rehberler, 60 dakikalık parkurda ziyaretçilerin dokunarak, koklayarak ve duyarak “yeni ve farklı” bir biçimde görmelerini sağlar. Karanlıkta Diyalog’un asıl amacı, görme engellilerin yeteneklerinden faydalanmaktır. Yani bu sergiden yararlananlar aslında görebilenlerdir diyebiliriz. Karanlıkta herkes eşittir. Bir düşünün, kimseyi göremiyorsunuz ve kimse sizi göremiyor. Karanlık’ta Diyalog’da görme engelli bir rehbere güvenmek ve diğerleriyle empati kurmak zorundasınız. Karanlık aslında bir metafor, eğer diyalog varsa karanlık diye bir şey yoktur. Aynı şekilde hiyerarşi de yok. Karanlıkta Diyalog katılımcıların yaşamları için önemli bir dönüm noktası olmaya devam ediyor.

Tüm bunları anımsayınca, Türkiye’ de bu işlerin nasıl olduğunu merak ettim doğrusu. İnternet’te biraz araştırma yaptım.

Ülkemizde yaklaşık 700.000 görme özürlü olduğu, eğitim çağında bulunanların ise 130.000 olduğu tahmin ediliyor. Ancak eğitim alabilen görme özürlü oranı %2.5 civarında.

İlk ve orta eğitim düzeyinde 17 adet körler okulu var, lise ve üniversitede görme engellilere eğitim veren okul mevcut değil. Öğrenciler, “kaynaştırılmış eğitim” adı altında normal okullarda eğitim görüyorlar. Ülkemizde bulunan 17 körler okulunun, 1600 kişilik kapasitesi bulunuyor.

Yetersiz kapasiteler ne yazık ki sorunlardan sadece biri.

Mesela,  ilkokul 1.sınıftaki bir bireyin haftada iki saatte körler alfabesi olan Braille’ yi öğrenebileceği varsayılıyor. Ancak bu eğitim düzenli olarak verilmeyebiliyor. Ayrıca öğretmenlerin engellilere nasıl ders vereceğini bilmiyor olması da ciddi sıkıntılar doğuruyor.

Ne yazık ki hayatının yetişkin döneminde görme yeteneğini kaybeden biri için hiç bir okul veya kurum yok.

Ve en önemli şey, bizim hiç bir şeyden haberimiz yok. En azından şu ana kadar benim.

Doğrusu okudukça cehaletimden utandım.

Not: Bu arada, kör taklidi yapan bir piyanistin başına gelenleri anlatan ANDHADHUN isimli filmi mutlaka izleyin derim. Tek kelime ile muhteşem.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.