Çengelköy, Istanbul

AYAĞINI KIRMAK

Herhalde dünyadaki en şanssız gelin benim.

Evlendiğimiz gece ayağımı kırdım.

Nasıl olduğunu bile anlayamadım açıkçası.

Ayağımda spor ayakkabılar vardı. ( Ne yazık ki ” O kadar saat ayakta kalacaksın. Bir numara büyük al ayakkabıyı” diyenleri dinledim.) Elimdeki gelin çiçeğini fırlatmak için, arkamı döndüm, geriye doğru bir adım attım ve ayağım ayakkabının içinde döndü. Bir anda inanılmaz bir acı hissettim.

Burkulduğunu zannettim. Bu şekilde geceyi tamamladım. Eve döndüğümüzde hem şişmiş hem de morarmıştı. Hemen buz uyguladık. Ertesi sabaha şiş daha da arttı.

Herkes ” kırık olsa ağrıdan duramazdın, bu burkulma” dediği için -Allah tan hiç üzerine basmadan- tam bir hafta geçirdim evde. Bir hafta sonra tekrar bir kanama-morarma- olunca, bu sefer hastahaneye gittik. Tam bir cahil davranışı işte. Keşke hemen gitseydik.

Çekilen MR sonucu anlaşıldı ki  Talus kemiğim kırılmış.

Doktorun dediğine göre, “iyi ki kemiği boyuna kırmışım, enine kırılmış olsaymış, 8 saat içinde ameliyat olmam gerekirmiş.” Yoksa kangren olurmuş.

Bu arada öğrendiğime göre, doktorun ilk stajyerlik günlerinden birinde, bir akşam nöbeti sırasında, hastaneye bütün düğün davetlileri gelmiş. Halay çekme sırasında gelinin omuzu çıkmış. O günden beri gördüğü ilk vaka benmişim.

Sonuç, 45 gündür alçıda olan bir ayak, karnımdan yediğim kan sulandırıcı iğneler. Eğer olumlu bakmaya çalışırsam tek faydası mecburen – Beyne veya kalbe pıhtı atması ihtimaline karşı-sigarayı bırakmam oldu.

         

Bu sıcaklarda bu ayakla evde oturmak zorunda olmak , korkunç bir şey.

     

Sonunda bir walker aldık, bir arkadaşım da tekerlekli olanından verdi. Böylece eve mahkum olmaktan kurtuldum.

     

Şimdi sabırla 45 günü  tamamlamayı   bekliyorum.

Zavallı eşim de benim peşimden koşturup duruyor.

Nazar, ne diyeyim ki……     

İlgili Yazılar

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.