Çengelköy, Istanbul

OYUNCAK PAZARI

Bugün tesadüfen, annelerinin yanında gördüğüm bir kız bir erkek iki çocuğun ellerindeki oyuncaklara gözüm takıldığında büyük bir şaşkınlık geçirdim.

Kız çocuğunun elindeki iki adet barbie bebek, erkek çocuğunda ise, ne olduğunu tam anlamadığım  transformers ( bu kelimeyi sevgilimden öğrendim) benzeri bir şey vardı. Ufaklık ellerinin tüm marifetini sergilemek istercesine bir kaç hareket ile bu oyuncağın görüntüsünü dinazor, canavar ya da tank haline getiriyordu.

Dayanamayıp, annelerinden izin alarak fotoğraflarını çektim.

                             

Kız çocuğundaki bebekler bana oldukça ürkütücü göründü. Siyah beyaz boyalı saçları, bacağındaki dövmeler, giydiği kıyafetler oldukça marjinaldi. Neden küçük bir kız çocuğu çirkin görünümlü bir bebekle oynamak ister ki?

Bir kaç yıl önce yeğenimiz Alara’ nın YouTube da bir makyaj videosu seyrettiğini gördüğümde yaşadığım şok hariç ( bu arada Alara 6 yaşında ve seyrettiği videoda Karlar kraliçesi Elsa nasıl makyaj yapılacağını öğretiyordu) hiç bu kadar şaşırmamıştım.

Birden fark ettim ki, kendi oğlunu oldukça uzun bir zaman önce büyütmüş bir anne olarak, ben en son legolarda kalmışım. Yeni çıkan oyuncaklar hakkında hiç bir şey bilmiyormuşum.

Karavana dönünce internetten biraz araştırdım konuyu.

Türkiye nüfusunun % 28′ ini çocuklar oluşturuyormuş. Çocuklar günde 2 saat 10 dakika oyuncak ile oynuyormuş. Ortalama her çocuk ayda 1 kez oyuncak satın alıyormuş. Bunun için harcanan para ortalama 85.-

Türkiye oyuncak pazarı 700 milyon dolara ulaşmış. Çocukların beğendiği oyuncakları Amerikalı çizgi film yapımcıları belirliyormuş. Yani çocuklar için yapılan çizgi filmler, hikaye kitapları, kıyafetler, aksesuarlar oyuncak talebini yönlendiriyor.

110 milyar dolarlık dünya oyuncak pazarında talebi yaratan Amerikalılar, o talebe uygun oyuncak üreten Çinliler ise pazarın 50 milyar dolarlık kısmını karşılıyor.

Evet oyuncak çocukların gelişimi için çok önemli ama, bu kadar verili bir sektörde bu oyuncaklar çocuk gelişimine ne kadar katkıda bulunuyor, doğrusu benim şüphelerim var.

Konuyu araştırırken, burkalı, travesti barbie bebeğe bile rastladım. Makyaj oyunları, bakım salonu oyunları, liste böyle uzayıp gidiyor. Öldürüp, yok etme temalı oyuncaklardan ise söz etmek bile istemiyorum.

Elbette her şey bizim zamanımızdaki gibi kalsın demiyorum ( biz oyuncaklarımızı kendimiz üretirdik) ama, düzenli kitap okuma alışkanlığının %01 oranında olduğu ülkemizde, ne yazık ki oyuncak kadar çocuk kitaplarına, çocuk şarkılarına rastlayamadım.

Çocuk kütüphaneleri var mı diye biraz bakındım.

Tesadüfen rastladığım bir yazı  ” 1.Uluslararası Çocuk Kütüphaneleri Sempozyumunun” 14-17 Kasım 2018 tarihlerinde yapılacağını söylüyordu.

Bir blog yazısında ise Nasrettin Hoca Çocuk kütüphanesinden bahsedildiğini okudum. Kütüphanenin sayfasına girdiğimde ise aşağıdaki cümleler ile karşılaştım.

“Kütüphanemize üye olan okuyucularımız 30 gün süreyle 3 kitap ödünç alabilmektedir. Üye olan okuyucularımız aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı diğer kütüphanelerimizden de ödünç kitap alma hakkına sahiptir. Üyelik ve ödünç işlemleri tamamen ücretsizdir.

Üye olmak isteyen okuyucularımızın T.C. nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport gibi resmi geçerliliği olan bir kimlik belgesi ile kütüphanemize gelmesi yeterlidir. (Fotoğraf bankolardaki kamera ile çekilmektedir.)”

Yukarıdaki ibareleri YORUMSUZ bırakacağım.

Benim kastettiğim, iç ve dış mimari yapısı bu amaca uygun olarak tasarlanan, çocukların formalitesiz gelebildikleri, dergileri karıştıra bildikleri, çeşitli film ve videolar izleyebildikleri, eğitici oyunlar oynayabildikleri, okuma yazma yaşında olmayanlara toplu halde kitap okunan, masal anlatılan mekanlar.

Sonuç olarak, tek tip verili oyuncaklar ile oynayan, aynı video ve çizgi filmleri izleyen, büyüklerinden masal dinleyemeden büyüyen çocuklardan nasıl yaratıcı olmalarını bekleyebiliriz bilemiyorum.

Kim bilir belki de ben yanılıyorumdur.

 

 

 

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.