TOPRAK SAHİBİ OLMAK

Nihayet haber geldi.
Kozak’ ta ki arazi için işlemler tamamlanmış.
Bergama’ ya gidip alım-satım işlemlerini bitirmemiz gerekiyor.

Hemen, ertesi sabah yola çıkacak şekilde hazırlanmaya başlıyoruz.
Ne yazık ki yola çıkmamız öğleyi buluyor.

İstanbul’ dan çıkıp Savaştepe-Kınık yolunu kullanarak gece 21.30′ da Bergama’ ya vardık.
Her yer kapalı, otoparkında kalabileceğimiz bir AVM bile yok. Yol kenarına park ediyoruz.

Sabah, tapu işlemlerini halledecek olan kişi geliyor. Resim, kimlik gibi gerekli evrakları veriyoruz.
Sonra emlakçı ile buluşmak üzere Çınarlı kahveye gidiyoruz.

 

Hava yağmurlu. Çaylarımızı söylüyoruz. Biraz sonra mal sahipleri de  geliyor.

Birilerinin bir yer satması nedense beni hüzünlendirir.
Allah’tan ihtiyaç olduğu için satmıyorlarmış. Hisseli bir yer olduğu için satıyorlarmış.

Birazdan hep birlikte tapuya gitmek üzere kalkıyoruz.

Burada ilginç bir adet var. İstanbul’ da tapu masraflarını ve alım-satım vergisini, alıcı ve satıcı paylaşır. Burada ise hepsini alıcıdan istiyorlar.
Hatta aradaki işlemleri yapan adamın parasını da alıcıdan alıyorlar.
“Acaba bizi İstanbullu gördükleri için mi böyle davranıyorlar” diye aklımızdan geçirdik ama, hayır, genel eğilim böyle imiş.
Aslında kanunen böyle bir şey yok, itiraz edebiliriz ama ilk andan bir terslik yaşamak istemiyoruz.

Bir de herkes, aldığı yerin değerini 10.000-15.000 civarında gösteriyormuş buralarda.
Biz tapuda tam değerinden gösterilmesini istiyoruz.

Çünkü, dışarıdan gelen bir yabancı olarak buralardan yer aldığımızdan, arazinin komşu parsellerinden birinin sahibi, “öncelik hakkının kendisinde olduğunu söyleyerek, tapu satış bedeli karşılığını ödeyerek, mülkiyetin kendisine geçmesini” talep edebilirmiş.

Hiç bir şeyi riske etmek istemiyoruz. Neyse işlemlerimiz hızlı ilerliyor.
Ve nihayet tapumuzu elimize alıyoruz.

 

Şimdi emlakcı ve diğerlerine  yemek ısmarlayıp kutlama vakti.
Onları uğurladıktan sonra karavanımıza biniyoruz ve yeni sahip olduğumuz yeri tekrar görmek üzere Bergama’ dan ayrılıyoruz. İşte tarlamızın kapısının önündeyiz.

 

Yakında bizim evimizin kapısı olacak inşallah.

İşte buraları artık bizim.

Ben tam bir şehir kızıyım, köy ile uzaktan yakından bir ilgimiz yok. Hayatımda  ilk defa toprağım oluyor.
Bu kadar farklı bir his olabileceğini açıkçası hiç düşünemezdim.

 

Sevgilim ile birlikte, birbirimizin ağzından adeta lafı kaparak, burası ile ilgili hayallerimizi arka arkaya paylaşarak 27 dönüm arazimizin her yerini geziyoruz.

 

 

Kapımızın önünden otlamaktan dönen inekler geçiyor. Köpeğimiz Bishop, hayatında ilk defa  gördüğü bu hayvanlara deliler gibi havlıyor.
Umarım zamanla alışır. Umarım burası hepimize iyi gelir.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Gönül Gökalp

İlgili Yazılar

3 yorum

uğur duman  -  5 Şubat 2020 at 23:30

Fotolar silinmiş.Tüm yazılarınızı zevkle okuyorum.

Yanıtla
Alpaslan  -  6 Şubat 2020 at 12:45

Bergama ve çevre ilçe ve köylerde gerçekten de Araç alım-satımlarında, Arsa veya Ev alımlarında satın alan kişiler öder tüm masrafları. Buralarda böyle bir gelenek yerleşmiş. Biz de Bergaalı olarak hep böyle alım-satımlar yaparız. İyi ki itiraz etmemişsiniz. Çünkü bu bu civar insanına ters gelirdi. :))

(Sadece önceden vergi bocu ya da araçlarda başka borçlar varsa onları satan sahipleri öder. Hani olur da, yıllar sonra siz de burasını satarsanız aynı şekilde alan kişi öder masrafı. Sizden o zaman para çıkmaz).

Yanıtla

Gerçekten öyle imiş

Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Login for fast comment.

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

No More Posts

Register

OR

Do you already have an account? Login

Login

OR

Do not you have an account yet? Register

close

Bültene Kayıt Ol

About Us

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry’s standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book.

It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged.